8 Kasım 2016 Salı

Ruh gerek

Her insan birşeylerin peşinde, arzuladığımız şey insanların sadece yaptığımız şeylere saygı göstermesi ve severek beğenmesi için çalışmak mı ? Diyelim ki bu oldu. İnsanlar bize saygı duydular arkamızda oldular, sonra ? Sonra ne olacak, çalıştık çabaladık birinci olduk, en lüks olduk, en beğenilen olduk, en şık kıyafetleri giydik, dış görünüşümüz harika istedik elde ettik, süper değil mi herşey mükemmel... Değil işte... Ruh gerek! Ruh nerde ? Cisimlerin arkasına geçmiş orada kalmış bir sığıntı... Gerekli olmadığı ya da aranmadığı takdirde kendini göstermeyen varlık kayıplarda. Esir düşmüş her bedenin içinde, dünyanın kölesi olmuş bedenlerimizde yok olmaya yüz tutmuş kurtulmayı bekliyor. Ruhun gücünün farkında olanlar onun serbest kalmasına engel oluyor. Eğer anlamsa aradığın ruh gerek, eğer mana yoksa aradıklarında şu an seninle olan dünya seni sonunda müflis bir tüccar gibi gömecek bu dünyaya... Düşün ve ruha zindandan çıkış anahtarını ver. Hisset! Ve yaşa!..

29 Ekim 2016 Cumartesi

Seninle herşey kolay Allah'ım

Seninle herşey kolay Allah'ım. Sadece Sen ol yanımda. Bana öyle olaylar yaşatıyorsun ki, seni kolaylıklarda ararken zorluklarda buluyorum. Artık her karşılaştığım zorlukta kapılarım sana açılıyor. Zorluklarda benim için sakladığın Seni görüyorum ya da görmek için Seni arıyor gözlerim ve sonra yaşadığım durumların geçeceğini bilerek Seni anıyorum. Sanki beni eğitiyormuşsun gibi algılıyorum ve bu çok hoşuma gidiyor. Benliğimi çıkarmak istiyorum aramızdan, beni zorlayan her anda Senin varlığın geliyor aklıma ve gülümsüyorum ruhumla. Sanki ruhum tenime dokunuyorda Seni hatırlatıyor tekrar bana. İsyan etmediğim her dertte bana gülümsüyormuşsun gibi hissediyorum ve içimden bir ses şunu söylüyor usulca " Aferim Orhan! Doğru olanı yaptın..." İşte bu sesi duyduğum her an nefsimden bir parça koparmış ve ruhuma eklemiş gibi hissediyorum. Herşeyin Senden olduğunu ve Sana döneceğini hatırlatıyor bana. İçimi ferahlatıyor. Sinirlendiğim kişilere dahi gülerek yaklaşıyorum artık. Çünkü Sen varsın, yürürken adım atabilmem Sen'in sayende, çalışabilmem Sen'in sayende, yaşattıkların beni yolunda tutuyor. Zorluklar kolaylaşmaya başlıyor, bakışlarım yumuşuyor, kaşlarım rahatlıyor, gülümsüyorum çünkü Sen varsın. Başka hiç birşeyin önemi yok. Sadece SEN! Zorluklarda küçücük yerlerde saklanan Seni görmemi nasip et. Yanımdan ayrılma :)

8 Eylül 2016 Perşembe


Elbisen zırhındır. Zırhın içindekinin insanlar için hiç bir önemi yok, önemli olan ne olduğun değil, elbisenin nasıl durduğudur. Çoğu insan seni elbisen kadar fazla görür, ama bilmez içindekileri. Zırhın iyiyse parlaksa istemeden saygı, kötü ve biçimsizse istemeden hor görülme ile karşılaşırsın... Boşuna insanlara tanıtmak için yorma kendini, çünkü onlar seni tanımak için bile yorulurlar...

7 Ağustos 2016 Pazar

Aşk...

Orhan, yürür yollarda sabahın ışıkları eşlik ederken ona. Bellemiş ki dünyalık yalandır, içinde saklı olandadır ibret. Tecrübe az, vakit dardır canı yar olmaz ise, gönlü O' nun tahtıdır madem cümle varlık bir ise...
Mana arar durur miskin, aşkı tatmaktır emeli, aşk ile kavrulmak, pişerek yoğrulmak ister. Nefsine gem vurup varlık içinde hiçlik ister, gönül bahçesindeki yar ile arşa değmek ister durur.
Çağırır mevlasını her dem olsun, bilir ki bir kul çıkar aşkı öğretir ona, yola devam etmek ister. Varlık birdir bire varır deyip yana yana ulaşmak ister mevlasına...

1 Ağustos 2016 Pazartesi

Assos


Assos' dayım, sahilde... Şezlongun üzerinde oturuyorum. Çok hafif bir rüzgar esiyor, karanlık deniz ışıkların yakamozlarıyla aydınlanıyor. Küçük küçük dalgalar vuruyor sahile, sürekliliği temsil eder gibi, rüzgar var sanki o oldukça hafif dalgalar hep oluşacakmış gibi. Her
şey birbiri ile bağlantılı, oluşan rüzgar aynı anda kaç tane duygu yaşatıyor. Tenimi okşuyor hafifçe, o anı güzelleştirmek için, hafifçe esmesinin diğer bir nedeni de denizde dalgalar oluşturarak hoş sesler çıkartması, beynimi dinlendirmesi, beni düşüncelere sevk etmesi, sürekliliği olan şeyleri göstermesi sanki hakikati anlatıyorlar. Sadece bir rüzgar bunları yapıyor. Yukarıya bakıyorum, yıldızlar örtülü değil, anlatmaya çalışıyorlar bakmamı istiyorlar. Böcek sesleri var etrafımda, sanki her varlık sureti ne ise onunla anıyor yaratanlarını, biz insanlara göstermeye çalışıyor kendisini. Bilinmek istiyor, öğrenilmek istiyor, anılmak istiyor.

9 Temmuz 2016 Cumartesi

Dolu tarafı


Dolu olan sadece gözükendir, hayatın anlamı boş olan kısmın farkına varıp, onu doldurabilme yeteneğidir. İzler yolun üstünde durur kimi görür, kimi görmez. Doldurmak istediğiniz her ne ise onunla dolar hayat. İnsan neyi isterse o yönde yoğrulur, o yönde olur ve pişer. İsterse iyi olur, isterse kötü, ister dürüst, ister yalancı, ister sevgi dolu olur içi, isterse nefret büyütür gönlünde. İşte insan olmak bunun adıdır. İnsan olmanın değeri her şeyin bir sonunun olmasındandır. Yapılan hiç bir şey, eskiden yapıldığı gibi olmayacaktır, her an aynı gibi gözükse de her an farklı duygular olacaktır gönlümüzde. Ömrümüzün sonu olmasaydı hangi anımız değerli olurdu ki ?

5 Temmuz 2016 Salı

Yorula yorula...

Yorula yorula ne kadar yorulduğunu bile unutur olur vücut, sanki bakarsın da kendine ; " Ben şimdi yoruldum mu ? Bu muydu yani ? " diye sorarsın. Yorula yorula olursun. Yakar seni, duygularını törpülersin, bazı duyguların körelirken, diğerleri yükselmeye başlar içinde. Hislerin olgunlaşır, bakışların değişir. İnsanların kaldıramadığı şeyleri kaldırdığını gördüğünde yüzünde bir tebessüm oluşmaya başlar fakat bu kibirlendiğin için değil sabrederek güçlü olduğunun ve idrak ettiğinin gülümsemesidir. Bir şeyi anladığı ve yapabildiği anda nasıl mutlu oluyorsa insan işte Allah'ın varlığını da, birliğini de anlayınca öyle mutlu olmaz mı ? Heyecanlanmaz mı ? O'nun yolunda yanmaz mı ? her ne gelirse üstüne yapmaz mı ? Hissetmez mi ? Allah'ım sınavlarını anlamamızı sağla, sağla ki mutlu olalım varlığını idrak ile... Anlayalım ki bu yol doğrudur ve Sana ulaşacaktır diyebilelim. Uğrunda can taşıyan herkese saygı gösterelim, bahçemizi Sana göre hazırlayalım ki, daimi misafirimiz Sen ol Allah'ım içimizden ayrılma, şeytanın vesveseleri ile değil, hasletlerle yoğur bizi, ruhumuz olsun sadece vücut ve nefis çıksın aradan... Anlayalım Seni...

2 Haziran 2016 Perşembe

Nefs

        Ateşi beslemez isen söner. Bir kıvılcımdan doğar bu varlık, her şey onunla başlar. Kıvılcım yanmayı, sonrasında büyümeyi, daha çok yanmayı ve geride bir harabe, yıkık dökük yerler, bitik mekanlar ve güzelliklerden nasibini almamış bir şekilde tekrar sönünceye kadar durmadan ister. Sanki ne olacaksa her şey yok olunca, tekrar başa dönmeyecek mi ? Dönecek elbet, ama bu sefer elinde yakacak bir şeyi kalmadan, koskoca bir hiç ile yandığı ile kalacak. En ufak bir tohuma, bir yaprağa, biraz oksijene hasret kalacak. En ufak bir hareketi gözler olacak. Çünkü vazifesi yanmak, onu yerine getirmek için var, yanmak için var... İşte ateş nefis gibidir. Nefis hiç bir zaman ölmez, sadece uyur. İnsan eğer ona uyarak en ufak bir harekette bulunursa kıvılcımı çakmış olur. İşte! İşte! Başardınız onu canlandırmayı, uyuyan devi uyandırdınız...
         Eğer ki, yanacak olan ateşin sizi aydınlatacağını düşünerek ilk etapta, "Bu ateş çok güzel imiş, biraz daha yansın hele! " diyerek peşinden gidip istediği şeyleri ona verirseniz ? İşte başlıyor büyümeye. Nasıl ki büyüyen bir yangına engel olmak, onu söndürmek zor ise, nefsinizde öylece büyür ve yanarak sahip olduğunuz her şeyi yok eder. Amacı sizi güzelliklerden nasiplendirmemek. Amacı size his yaşatmamak, hislerinizi köreltecek kadar yanmak ve yok etmek. Nefsinize uymayın, bir anlık hevesler, sonundaki yokluk için çakmayın kıvılcımı. Ateş olmayın yanmayın etraflıca, onu kontrol edin, hükmünüz onun varlığını bilsin ve ona hükmetsin. Bırakın ruhunuz öğretmen, nefsiniz öğrencisi olsun. Yok olmaya değil var olmaya, varlığa ve birliğe yol almaya, sonra varlıktan dolayı yok olmaya ulaşsın bu ceset vücut ile...